18 Kasım 2017, Cumartesi
2006 MAYIS KPDS - KELİME ÇALIŞMASI- AÇIKLAMALI CEVAPLAR- SORU 1- 5
Soru Bankası
18 Mart 2012
01-05-2012 16:07:02
Bu bölümde bir önceki bağlantıda verilen 2006 MAYIS KPDS kelime bölümünün 1-5 arasındaki soruları için açıklamalı cevaplarını bulabilirsiniz.
SORU 1:
1. The laws concerning the breeding of animals for research could turn out to be to the ---- of medical 
research.
 
A) admission B) detriment C) exclusion  D) preference E) cohesion


A. ad·mis·sion -noun
 admission (to sth) the act of accepting sb into an institution, organization, etc.; the right to enter a place or to join an institution or organization : Türkçe: Giriş İzni
Örnek:
Last admissions to the park are at 4 p.m. 
She failed to gain admission to the university of her choice. 

B. det·ri·ment -noun
formal ) the act of causing harm or damage; sth that causes harm or damage. Türkçe: Zarar/Hasar
to the detriment of sb/sth to sb/sth’s detriment: resulting in harm or damage to sb/sth : 
Örnek: 
He was engrossed in his job to the detriment of his health. 

C.ex·clu·sion - noun
 exclusion (of sb/sth) (from sth) the act of preventing sb/sth from entering a place or taking part in sth : 
Türkçe: dışta bırakma/hariç tutma
Örnek: 
He was disappointed with his exclusion from the England squad. 
Exclusion of air creates a vacuum in the bottle..

D. pref·er·ence- noun
preference (for sb/sth) a greater interest in or desire for sb/sth than sb/sth else : Türkçe: Tercih
Örnek: 
It’s a matter of personal preference 
Many people expressed a strong preference for the original plan. 

E. co·he·sion- noun 
formal ) the act or state of keeping together. Türkçe: Birlik/Bütünlük/Birlik
Örnek:
the cohesion of the nuclear family 
social / political / economic cohesion 

Açıklama: Yukarıdaki sözlük açıklamalarından da görülebileceği gibi, cümlede boş bırakılan yere uygun olan kelime hem yapısal olarak hem anlam olarak zarar/hasar anlamına gelen \" detriment\" kelimesidir. Kelimenin kullanım kalıbı olan \"to the detriment of sth\"   kalıbına da uymaktadır. 
Diğer kelimeler için verilen İngilizce ve Türkçe sözlük karşılıklarının ve kalıpların kalın harflerle yazılmış olduğu örnek cümleleri incelemek kelime bilginizi geliştirmek için faydalı olacaktır. Başka bir soruda bu kelimeler doğru cevap olabilir! 

Kökteki bazı kelimeler için Türkçe karşılıklar: 
concerning: ilgili olmak
breeding: üretmek ( üreme kökünden)
turn out to be: başlangıçta bilinmeyen/tahmin edilemeyen bir şekilde sonuçlanmak/çıkmak

SORU 2: 
2. At present, interest rates are comparatively ----; let’s hope they remain that way.

A) frequent  B) uneasy  C) consecutive  D) comprehensive  E) steady 
fre·quent adjective 
 happening or doing sth often : Türkçe: sık
Örnek: 
He is a frequent visitor to this country. 
Her calls became less frequent. 
There is a frequent bus service into the centre of town. 

un·easy  adjective
uneasy (about sth / about doing sth) feeling worried or unhappy about a particular situation, especially because you think that sth bad or unpleasant may happen or because you are not sure that what you are doing is right. Türkçe: tedirgin, huzursuz  SYN 
Örnek: 
He was beginning to feel distinctly uneasy about their visit. 
She felt uneasy about leaving the children with them 

con·secu·tive adjective
[ usually before noun ] following one after another in a series, without interruption : Türkçe: ardışık, birbirini takip eden
Örnek:
She was absent for nine consecutive days. 
He is beginning his fourth consecutive term of office. 

com·pre·hen·sive adjective 
including all, or almost all, the items, details, facts, information, etc., that may be concerned : Türkçe: kapsamlı
Örnek:
a comprehensive list of addresses 
a comprehensive study 
comprehensive insurance (= covering all risks) 

steady adjective stead·ier steadi·est )
not changing and not interrupted. Türkçe: istikrarlı       :        :      :        
Örnek: 
His breathing was steady. 
steady job / income 
steady boyfriend / girlfriend (= with whom you have a serious relationship or one that has lasted a long time) 

Açıklama: Yukarıdaki sözlük açıklamalarından da görülebileceği gibi, cümlede boş bırakılan yere uygun olan kelime hem yapısal olarak hem anlam olarak Türkçe karşılığı \" istikrarlı\" olan steadykelimesidir.

Diğer kelimeler için verilen İngilizce ve Türkçe sözlük karşılıklarının ve kalıpların kalın harflerle yazılmış olduğu örnek cümleleri incelemek kelime bilginizi geliştirmek için faydalı olacaktır. Başka bir soruda bu kelimeler doğru cevap olabilir! 

Kökteki bazı kelimeler için Türkçe karşılıklar: 
interest rate: faiz oranı
remain: olduğu halde/durumda kalmak- değişmemek ------   İngilizce eşanlamlı: stay
comperatively: göreceli olarak -----------İngilizce eş anlamlı: relatively

SORU 3: 
3. In some parts of Western Europe, ---- in France, Denmark and Sweden, cohabitation has become 
almost as common as marriage.
 
A) completely B) deceptively C) notably   D) voluntarily E) relatively
com·plete·ly adverb
( used to emphasize the following word or phrase ) in every way possible: Eş anlamlı: Totally / Türkçe: Tamamen
Örnek: 
completely different 
I’ve completely forgotten her name. 
The explosion completely destroyed the building. 

deceptive adjective  de·cep·tively  adverb
likely to make you believe sth that is not true:  Eş Anlamlı:  Misleading (adj.)Misleadingly (adv.) / Türkçe: Yanıltıcı (bir şekilde)
Örnek: 
deceptive advertisement 
Appearances can often be deceptive (= things are not always what they seem to be) .
deceptively simple idea 

not·ably  adverb
used for giving a good or the most important example of sth:   Eş Anlamlı:  Especially / Türkçe: Özellikle 
Örnek: 
The house had many drawbacks, most notably its price. 

vol·un·tar·ily  adverb
without being forced : Eş Anlamlı: Willingly/ Türkçe: Gönüllü olarak 
Örnek: 
He was not asked to leave—he went voluntarily. 

rela·tive·ly adverb
to a fairly large degree, especially in comparison to sth else : Eş Anlamlı: Comperatively/ Türkçe: Göreceli olarak- Birşeye kıyasla
Örnek: 
I found the test relatively easy. 
Lack of exercise is also a risk factor for heart disease but it’s relatively small when compared with the others. 

Açıklama: Yukarıdaki sözlük açıklamalarından da görülebileceği gibi, cümlede boş bırakılan yere uygun olan kelime anlam olarak \"özellikle\" anlamına gelen \"notably\" kelimesidir. 
Diğer kelimeler için verilen İngilizce ve Türkçe sözlük karşılıklarının ve kalıpların kalın harflerle yazılmış olduğu örnek cümleleri incelemek kelime bilginizi geliştirmek için faydalı olacaktır. Başka bir soruda bu kelimeler doğru cevap olabilir! 

Kökteki bazı kelimeler için Türkçe karşılıklar: 
cohabitation (n.): marriage (evlilik) kelimesinden yola çıkarak da anlaşılacağı gibi \"birlikte yaşamak \"anlamına gelmektedir. 

SORU 4:

4. What are some of the things that differentially affect siblings and help ---- their success or 
failure? 
A) pursue  B) recognize C) recreate  D) determine E) reinstate

A. pur·sue  verb formal )
vn ] to do sth or try to achieve sth over a period of time : Türkçesi: elde etmeye çalışmak
Örnek:
to pursue a goal / an aim / an objective
She wishes to pursue a medical career. 


B. rec·og·nize not used in the progressive tenses ) verb
vn recognize sb/sth (by / from sth) to know who sb is or what sth is when you see or hear them, because you have seen or heard them or it before :Eş anlamlı: Identify /Türkçesi: ne ya da kim olduğunu çıkarmak/ tanımak
Örnek:
I recognized him as soon as he came in the room. 

C. re·create verb
Örnek:
vn ] to make sth that existed in the past exist or seem to exist again : Türkçesi:yeniden yaratmak
The movie recreates the glamour of 1940s Hollywood. 

D. de·ter·mine verb formal )
to discover the facts about sth; to calculate sth exactly : Türkçesi: ortaya çıkarmak
Örnek:
 [ vn An inquiry was set up to determine the cause of the accident. 
   wh- We set out to determine exactly what happened that night.

to make sth happen in a particular way or be of a particular type : Türkçesi:belirlemek
Örnek:
vn Age and experience will be determining factors in our choice of candidate. 
 Upbringing plays an important part in determining a person’s character. 

E. re·instate verb vn reinstate sb/sth (in / as sth)
to give back a job or position that had been taken away from sb : Türkçesi: eski görevi iade etmek
Örnek:He was reinstated in his post.

to return sth to its previous position or status: Eş Anlamlı: Restore/ Türkçesi:yeniden yürürlüğe koymak
Örnek:There have been repeated calls to reinstate the death penalty. 


Açıklama: Yukarıdaki sözlük açıklamalarından da görülebileceği gibi, cümlede boş bırakılan yere uygun olan kelime anlam olarak  belirlemek anlamına gelen \" determine\" kelimesidir. \"Onların başarısını ve başarısızlığını belirleyen şeyler\" şeklinde çevrilebilir.  
Diğer kelimeler için verilen İngilizce ve Türkçe sözlük karşılıklarının ve kalıpların kalın harflerle yazılmış olduğu örnek cümleleri incelemek kelime bilginizi geliştirmek için faydalı olacaktır. Başka bir soruda bu kelimeler doğru cevap olabilir! 

Kökteki bazı kelimeler için Türkçe karşılıklar: 
sibling: kardeş ( erkek ya da kız; büyük ya da küçük)
affect: etkilemek


SORU 5: 
5. Solar heating never ---- in the US because of the cost and limited winter sunlight in most areas. 
A) caught on B) played up C) turned over  D) waited on E) looked back

A:  catch \' on
to become popular or fashionable : Türkçe: Popüler olmak
He invented a new game, but it never really caught on.
B.  play \' up |  play sb \' up
( informal , especially BrE ) to cause sb problems or pain : Türkçe: Sorun Yaratmak
  The kids have been playing up all day. 
 My shoulder is playing me up today. 
C.  turn \' over sth
to do business worth a particular amount of money in a particular period of time : Türkçe: Ciro yapmak
The company turns over £3.5 million a year. 
D  wait on sb
to act as a servant to sb, especially by serving food to them\':  Türkçe: Hizmetkarlık yapmak
       wait on sth/sb
( informal , especially NAmE ) to wait for sth to happen before you do or decide sth : Türkçe: Fırsatını beklemek
She is waiting on the result of a blood test. 

E. look \' back (on sth)
to think about sth in your past:   Türkçe: Geçmişe göz atmak
to look back on your childhood

Açıklama: Yukarıdaki sözlük açıklamalarından da görülebileceği gibi, cümlede boş bırakılan yere uygun olan kelime anlam olarak  popüler olmak anlamına gelen \" catch on \" kelimesidir( phrasal verb). 

Diğer kelimeler ( phrasal verb) için verilen İngilizce ve Türkçe sözlük karşılıklarının ve kalıpların kalın harflerle yazılmış olduğu örnek cümleleri incelemek kelime bilginizi geliştirmek için faydalı olacaktır. Başka bir soruda bu kelimeler doğru cevap olabilir! 

Kökteki bazı kelimeler için Türkçe karşılıklar: 
solar heating: Güneş enerjisiyle ısınma
cost:  maliyet










Düşük
 
Yüksek Toplam 0 oy
Henüz yorum yazılmadı!
Diğer Haberler


Şimdi Google'da Beğen, Arama Sonuçlarında En İyi Sonuçları Daha Kolay Bul!