MEB\'den Benzeri Görülmemiş Hata

Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun öğretmen G.A\'nın hakkındaki soruşturma nedeniyle savunmasını almak için adresinde bulunamadığı ve kendisine tebligat yapılamadığı gerekçesiyle Resmi Gazeteye ilan vererek tebligat yapması ve bu ilanda öğretmen hakkında \"Fuhuş yapmak ve fuhuş yapma eğiliminde olmak\" şeklinde, soruşturma konusu fiili açıkça kamuoyuna duyurmuştur. Bunun sonucunda haber birçok basın-yayın organında yer almış, öğretmenin fotoğrafı ve çalıştığı okulun görüntüleri dahi yayınlanmıştır.

Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun öğretmen G.A\'nın hakkındaki soruşturma nedeniyle savunmasını almak için adresinde bulunamadığı ve kendisine tebligat yapılamadığı gerekçesiyle Resmi Gazeteye ilan vererek tebligat yapması ve bu ilanda öğretmen hakkında \"Fuhuş yapmak ve fuhuş yapma eğiliminde olmak\" şeklinde, soruşturma konusu fiili açıkça kamuoyuna duyurmuştur. Bunun sonucunda haber birçok basın-yayın organında yer almış, öğretmenin fotoğrafı ve  çalıştığı okulun görüntüleri  dahi yayınlanmıştır. 

                Yüksek Disiplin Kurulu bu ilanın verilişine gerekçe olarak 7201 Sayılı Kanun’un 28, 29, 30 ve 31. maddelerini göstermiştir. Oysa 7201 sayılı Tebligat Kanunu  incelendiğinde söz konusu olayda ilan yoluyla tebligata çıkılmasının mümkün olmadığı  görülmektedir.

                   Tebligat Kanunu’na göre; tebliğin şahsa bilinen en son adresinde yapılması esastır. (madde 10)

1.        Kişi adresinde bulunamazsa;  Kişi o anda adresinde bulunamazsa tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder.  Teslim edilen kişinin adres bilgilerini içeren  bir ihbarnameyi binanın kapısına yapıştırır, durumu en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. (madde 21)

2.        Kişi adresini değiştirmişse; Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse adresini değiştirirse yeni tebligat adresini bildirmek zorundadır. Şayet bildirmemişse ve adresi de tespit edilememişse tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi, tebliğ tarihi sayılır. (madde 35)

3.       Kişinin  adresi meçhul ise; Kişinin adresi meçhul ise ilanen tebligat yapılır. (madde 28)

Bir kişiye ilanen tebligat yapılması için kişinin adresinin meçhul olması gerektiği açıkça ifade edilmektedir. Kanunun yayım tarihinde adreslerin meçhul olması mümkünse de günümüzde adrese dayalı kayıt sistemine geçildiğinden ikamet adreslerinin tamamı kayıt altındadır. Hele bir öğretmenin ikamet adresinin meçhul olması asla düşünülemez.

Yukarıda açıkladığımız üzere öğretmen tebligat adresinde oturduğu halde adresinde bulunamamışsa Kanunun 21. Maddesindeki şekilde muhtara vs. tebligat yapılması, şayet öğretmen açığa alındıktan sonra evinden ayrılmış ve yeni tebligat adresimi bildirmemişse Kanunun 35. maddesinde izah edildiği şekilde yani evrakın bir nüshasının eski adresine ait binanın kapısına asılarak tebligat yapılması gerekirdi. Yüksek Disiplin Kurulunca Tebligat Kanunu\'nun 21 veya 35 inci maddelerine göre tebligat yapılması gerekirken ilanen tebligat yapılması açıkça yasaya aykırıdır.

Yüksek Disiplin Kurulu yasaya aykırı olarak ilan vermiş olsa bile ilanın içeriğinde soruşturma konusunu açıkça yazmamalıydı. İlana “4357 sayılı yasanın 7. Maddesine göre hakkınızda yürütülen soruşturma nedeniyle” diye muhatabın anlayacağı şekilde tebligatın konusunun yazılması yeterliydi.

Yüksek Disiplin Kurulu öğretmenin soruşturma dosyasındaki gizli kalması gereken bilgilerini kamuoyuna ilan ederek benzeri görülmemiş bir hata yapmıştır. Her ne kadar kamu personeli olan öğretmenin hakkında bir fiilinden dolayı soruşturma yürütülüyorsa da bu soruşturmanın konusu özel hayatın gizliliği kapsamındadır ve Anayasa bunu güvence altına almıştır. Yüksek Disiplin Kurulu kişi hakkındaki gizli kalması gereken bilgileri kamuoyuna duyurarak Anayasaya aykırı bir işlem yapmıştır.

Soruşturma geçiren öğretmenin 4357 Sayılı Yasa’ya  göre görevine son verilmesi gerekiyorsa elbette verilmelidir. Ancak bu usulünce yapılmalıdır. Yüksek Disiplin Kurulunun yaptığı yanlış  sonucunda ilgili öğretmenin açık kimliği, fotoğrafı ve çalıştığı okul medyada yer almıştır. Bu durumda sadece soruşturma geçiren öğretmenin değil, çocuğunun, ailesinin ve çevresinin de bundan olumsuz etkileneceği muhakkaktır. Suçu her ne olursa olsun, bir kişinin çocuğu,  annesi, babası, kardeşleri, akrabaları, arkadaşları, komşuları nazarında küçük düşürülmesini ve hayatının kalanında doğuracağı olumsuzluklar nedeniyle Bakanlıkça yapılan yanlışı tasvip etmek mümkün değildir. Yüksek Disiplin Kurulu üyelerine sormak lazım “ Sizin çocuğunuz böyle bir hata yapsa idi Resmi Gazeteye ilan verilmesini meşru sayar mıydınız?  İlanın size ve çevrenize ne gibi etkileri olurdu?

Bu tür haberler sadece kişiye ve çevresine değil, aynı zamanda kutsal bir meslek olarak algılanan öğretmenlik mesleğine de zarar vermektedir. Bakanlığı ve medyayı daha duyarlı olmaya davet ediyoruz.

 

Doğan CEYLAN

Müfettişler Derneği Başkanı


memur
Düşük
 
Yüksek Toplam 0 oy
Henüz yorum yazılmadı!